Türkiye’de nüfusun yarısından fazlası büyük şehirlerde ve metropollerde yaşamaktadır. Bu sebeple, farklı etnik kökenden veya farklı arka planlara sahip birçok insan büyük şehirlerde yan yana yaşamak zorundadır. Her geçen gün artan nüfus ve iç göç sebebiyle, büyük şehirlerdeki kamu hizmetlerinin ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinin kalitesi oldukça düşmüştür. Hal böyle olunca, her ne kadar gönüllerindeki işte çalışıp, hak ettiği parayı kazandığını düşünen birçok insan olsa da, toplumun çok büyük bir kısmı hayat standarları ve beklentiler açısından sözkonusu mega kentlerde oldukça mutsuzdur. Bu mutsuzluk, tatmin olamama ve depresyon durumu şüphesiz ki son dönem Türk edebiyatına da yansımıştır. Özellikle Türk öykücülüğü yeni bir döneme girmiş, şehirleşen ve şehirleştikçe de mutsuzlaşan insanların hikayeleri anlatılmaya başlanmıştır.

Yeni ve Şehirli İnsan: Yeni Bir Distopya

Büyük şehirlerdeki hızlı tempo ile yaşamaya çalışan insanlar arasında, iletişimsizlik, ego çatışmaları, çıkar çatışmaları, empati yoksunluğu ve yoğun stres altında panik atak gibi sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Büyük şehirlerdeki insanların iletişimsizliklerinden ortaya çıkan trajikomik durumların edebiyattaki yansımalarını sizler için bu yazımızda derledik.

Konteyner Zaafı

Son zamanların en etkileyici ve en dobra edebi diline sahip olan İsahag Uygar Eskiciyan tarafından kaleme alınan Konteyner Zaafı, sizi hiç tahmin edemeyeceğiniz öykülerle öyle bir şaşırtıyor ki, kalabalık ve gri şehrin betondan dokusuna sonsuza kadar elveda demek geliyor içinizden.

Dünyanın Çivisi

Hayatın koşturmacasının arasında, komşular birbirleriyle konuşurken, “Yok artık, dünyanın çivisi çıkmış” derler inanamayacakları kadar şaşırdıkları bir şey olduğunda. M. Özgür Mutlu’nun üçüncü kitabı olarak raflarda yer bulan Dünyanın Çivisi, sizi kalabalık ve gri şehrin içinden alıyor, masalsı bir yolculukla her an her şeyin mümkün olabildiği, insanın emeğiyle kendini yeniden yarattığı bir dünyaya götürüyor. Şehirden ideal çıkış kitabı: Dünyanın Çivisi.

Yükşehir

Bir ilk kitap olan Yükşehir, Özgür Çakır’ın edebiyat çevrelerince beğenilmesine olanak sağladı. Yükşehir’de, şehrin griliğinden ve pisliğinden bunalan insanları Özgür Çakır Kadıköy Vapur İskelesi’nden alıyor, Anadolu’nun küçük ama sevimli kasabalarına ve parklarına götürüyor. Bunu yaparken de şehirlerdeki insanların sıkışmışlığını ve buna rağmen gösterdikleri var olma çabasını şahane bir dille okuyucuya anlatıyor. Sırtınızdaki yükü atmak için Yükşehir biçilmiş kaftan.